Beyaz Türkler Küstüler

      KİMDİR?

 

   1944 İzmir doğumlu olan Alev Alatlı, liseyi Tokyo, Japonya’da okudu.Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi & Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville,Tennessee) aldı.
Bilâhare, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New
Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlâhiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Ankara Devlet Planlama Teşkilatında kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte “Bizim English” adında bir dergi çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Eserleri:

   1985 ve 1986 yıllarında Edward Said’in “Haberlerin Ağında Islam” (Covering Islam) and “Filistin’in Sorunu” (The Question of Palestine ) yayınlandı. Filistin davasını duyurmak üzere yaptığı çalışmalar, 1986’da Tunus’da sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı.

   Yayınlanmış ilk telif eseri, “Aydın Despotizmi”dir. (Despotism of the
Intellectuals) Bunu, 1985’de “Yaseminler Tüter mi Hala?” (Jasmines Smoke No More!) izledi. Yazarlar Birliğinin “Yılın En İyi Romanı” ödülünü alan “İşkenceci” (The Torturer) 1987’de geldi.
“İşkenceci” izleyen “Or’da kimse var mı?” (Is there anybody out there?) dörtlüsünün öncüsüydü. 1992’de yayınlanan “Viva la Muerte” yi, 1993’de “Nuke Türkiye!” (Nuke Turkey!), “Valla Kurda Yedirdin Beni” (You Sure Made Me a Prey to the Wolves) ve “OK Musti, Türkiye Tamamdır!” (OK Mustafa, Turkey is Dealt With!) izledi.
“Kadere Karşı Koy A.Ş.” (Resist Your Fate, Incorporated) 1995’de yayınlandı.


   1999’da “Eylül 1998” (September 1998) isimli küçük bir nesir-nazım denemesini, 2000 yılında “Schrödingerin Kedisi, Kabûs,” 2001 yılında “Schrödingerin Kedisi, Rüya” izledi. “Gogol’un İzinde” (On the Footsteps of Gogol) üstbaşlıklı nehir romanın ilki “Aydınlanma değil, Merhamet” (Grace before Enlightenment)” 2004 sonbaharında çıktı. Bunu “Dünya Nöbeti” (Sentry for the World) izledi. Üçüncü kitap “Ey uhniyem! Ey uhyniyem!” halen yayına hazırlanmaktadır. Serinin dördüncü kitabı “Düşünce Dalkavukları”nın 2008’de yayınlanması bekleniyor.

   Alatlı’nın ayrıca röportajlarından oluşan “Alev Alatlı ile Türkiye ve
Dünya” (Turkey and the World with Alev Alatlı), gazete makalelerinin derlendiği "Şimdi Değilse, Ne zaman?” (If not now, when?) 2002, “Hayır diyebilmeli insan!” 2003, “Hatırla!” 2004 ve “Unutma!” 2006 kitapları daha bulunmaktadır.


VEFAT

   İstiklâl Savaşı Gazisi malûl Piyade Yüzbaşı Makedonya Pirlepe’li Ahmed Seyfettin Efendi’nin ve Nafiya Hanımın oğlu; rahmetli Fürüzan Alatlı’nın eşi; Alev ve Işıl Alatlı’nın babaları, Akın ve Ayşe Baran’ın amcaları, Defne ve Vasıf Kortun; Funda ve Kaan Aktan; Mehmet ve Banu Koryürek’in dedeleri; Refika ve Murat Emre’nin büyük dedeleri
“O” KUŞAĞIN SON TEMSİLCİLERİNDEN Eski Genelkurmay Genel Sekreteri Danışma Meclisi Üyesi Emekli Kurmay Albay (Harbiye, 1937)
ERTUĞRUL ALATLI (Sarıyer, 21 Ağustos 1916- Yeşilköy, 10 Kasım 2002)

DEVLETİN TEK BİR ÇİVİSİNİN HESABINI SORAN,
KAPUTUNU BOYATIP EŞİNE MANTO YAPAN,
ULUSUNUN ANCAK HAYSİYET VE ÖZVERİ
TEMELLERİ ÜZERİNDE YÜKSELEBİLECEĞİNİ BİLEN
EVLAD-I FATİHAN’DANDI.
ASKER GELDİ, ASKER GİTTİ.
RUHU ŞAD OLSUN.
(Levent Camisi, Öğle Namazı, 12 Kasım, Salı.)


VE TEŞEKKÜR

Aziz Dostum

   Hayırhah bir serap gibidir o, yollara döküldüğünde kendisiyle birlikte toplanır gider dayanılır kılan ne varsa dünyayı. Kuru sıcak bir eldir, sessiz, abartısız, palavrasız ve orada. Doğumda kanıyla, ölümde küreği ve dualarıyla orada. Canhıraş bir çığlıktır ayrılık, o, yakılan türkülerde orada.

    Kaderin bilgisini gözlerinde saklar. Kabirin çamurunda, matemin mahremiyetinde orada. Kandil ışığını güneşe dönüştürür, zemheride bahar çiçeklerine yol verir. Özenle ayıklar hayrı şerden, cömertçe bir abide tertipler toprağa verilenden. O abide, bir armağandır geride kalanlara ondan.

    Eşrefi mahlûkatın şerefinin ölçüsü cömertlik. Aziz dostum, matemin hakkını gözetendir.

    Zalim fırtınalarının rasgele savurduğu şerefli insanlar nekeslerin ayaklarının altında ezilirlerken, gidenlerden boşalan yeri inatla dolduran, o. Yaşayakalacak kadar dünya malı, ehemmiyetsiz tasarruflar ve direnç. Aziz dostum, çocuklar peyda eden, toprağa tohum gömen o ‘sonsuz’ insandır, yeniden ve yeniden doğan. İsyanı iyileştiren, teslimiyyeti miskinlikten ayrıştıran, Yaratan’a açılan yolu aydınlatan, sonsuz insan.

    Vahiy, kendisini şer’in istibdatından kurtarana, gönlünde hayra yer açana inermiş derler. Aziz dostum, kirden, pastan, öfkeden, nefretten arınmama elveren, hasreti iyileştirendir. Yanımdayken bile özlüyor olmam, hayrından nasiplenme iştiyakımın tükenmezliğinden.

    Ne bu yazı bir mersiye, ne ben bir mersihânım. Giden, orada, aziz dostumun uhdesinde. Bütün yapmaya çalıştığım minnetimi arz etmeye çalışmak, minneti borç olmaktan çıkartıp minnettara şükranlarını arz eden o sonsuz ve mütekâmil insana. O’nun peşinden tekâmül yolunda bir adımı var gücümle zorladığımı huzurunuzda kayda düşmek istiyorum. Aklın, ahlâkın, adaletin, adabın ve aşkın ışığında iyiye, güzele, diriliğe, umuda bir adım.

   Aziz dostum bu yaman serüveni bilen, hudutsuz sinesinde acemi talibine de yol açandır. Cenabı Allah’tan bana onun tekiline ve çoğuluna layık olma fırsatını tanımasını niyaz ederim. Muradım, yüreğimdir.