Günahın kurtarıcı gücü"
KIYAMETİ ZORLAYANLAR
Sabetay Sevi, “Frenk” Yakup, Vb.

İsa, çarmıhta ölmeyi yeğlemişti, Sabetay Tzevi, Müslüman olup başını kurtarmayı tercih etti." diyorlar. Buna karşın, Mesih beklentisi kaybolmuyor. Müridleri de küsmüyor. "Yeni duruma uygun bir ilâhiyat" geliştiriyorlar. "Selanik'te 'Donmeh' mezhebini kurdular, mürşidlerini izlediler, Müslüman oldular. Gündüz camilerde, gece gizli sinagoglarında ibadet ederlerdi.

Yıl, 1665. Filistin'de, Gaza'da yaşayan, 1643 ya da '44 Kudüs doğumlu "Gazalı Nathan" diye tanınan saygın bir Yahudi ilâhiyatçısı, kıyametin pek yakın olduğuna hükmedip 1626 İzmir doğumlu Sabetay Tzevi'yi "mehdi" ilân ediyor.

Sahte mehdiler, alışılmadık hadiseler değil; ancak bu defa Avrupa ve Anadolu Yahudiliği, entelektüel Yahudi çevrelerinin dışında hemen hiç bilinmeyen bir iştiyakla sarsılıyor. "Sabetay, A şehrindeki Yahudilerin, B şehrindeki Yahudilere kendisinin C şehrinde yarattığı akıl almaz mucizeleri anlatan uzun mektuplar yazmalarını sağlıyor," böylece kısa zamanda İzmir'de çok sayıda mürid ediniyor hatta bir defasında kendisine inanmayan bir sinagogu zaptediyor. Müridleri, Tzevi'nin Padişah'ı tahttan indireceğine, yerine kendisinin geçeceğine inanıyorlar. Ne ki, Avcı Sultan Mehmet, tehditlere papuç bırakacak bir adam değildir; Tzevi'ye, tövbe edip İslam'a ihtida ettiğini açıklamadığı takdirde boynunu vurduracağını söylüyor.  "İsa, çarmıhta ölmeyi yeğlemişti, Sabetay Tzevi, Müslüman olup başını kurtarmayı tercih etti," diyorlar. Buna karşın, Mesih beklentisi kaybolmuyor. Müridleri de küsmüyor. Tersine mürşidi izliyor, "yeni duruma uygun bir ilâhiyat" geliştiriyorlar. "Selanik'te 'Donmeh' mezhebini kurdular, mürşidlerini izlediler, Müslüman oldular. Gündüz camilerde, gece gizli sinagoglarında ibadet ederlerdi. Evlerinde İspanyolca, sokakta Türkçe konuşurlar, İbranice bilirlerdi. İslamiyet'ten nefret ederler, Türklerle evlenmezlerdi," diyor Scholem. (1)

Sabetayistler, muhafazakâr Yahudilerin lânetlemelerine rağmen Avrupa gettolarında yandaş bulmaya devam ediyorlar. Öte yandan, "Avrupa Aydınlanması", Yahudi yerleşimlerine Tevrat'ın yeniden yorumlanması gerektiği şeklinde yansıyor. Eski yasaklar caiz, hatta farz oluyor. Sabetaycılar kendilerini "kitaplı dinlerin vazettikleri değerlerin prangalarından kurtulmuş, yepyeni bir dünyanın öncüleri olarak görmeye başlıyorlar". "Donmeh" mezhebinden muhtelif tarikatlar türüyor. Bunların en radikallerinden birisi, Jacob Frank'ın (Yakup Frank/”Frenk Yakup) kurduğu Frankistler. Jacob Frank, Ukraynalı, (Galiçya) Lviv'den altmış kilometre ötede doğmuş. Asıl adı, Jacob Leibowicz.

Yahudi tarihinin en korkutucu gelişmelerinden biri olarak kabul edilen Frankist tarikatı, “günahın kurtarıcı gücü" olduğuna inandıklarından içlerinde yaşadıkları toplumların ahlâk anlayışı ne olursa olsun, istedikleri gibi hareket ederler, özellikle de Tevrat'a aykırı davranışlarda bulunurlarmış. Jacob'un kendisi, tamamen dejenere olmuş, yoz bir adam, müthiş bir şeytani ikna gücü olduğu söyleniyor. “Sahici Tanrı”nın henüz ortaya çıkmadığını, dünyayı iyiliğin değil, kötülüğün yönettiğini anlatırmış. Kötü güçlerden korunmanın yolu, sessiz kalmak, hatta "crypsis" yani “takıyye.” Bir vaazında, "Sizi gelmiş geçmiş tüm yasalardan, tüm töre, anane ve inançlardan kurtarmaya geldim," diyor, "Benim görevim, bütün bunları yok etmek. Ben yok edeceğim ki, iyilik kendini gösterebilsin." Bir başka yerde de kendisinin bu dünyaya insanları yükseltmek için değil, batırmak, gayya kuyusunun en dibine çekmek için geldiğini anlatıyor. Öyle aşağılık bir yer ki, "Ne bundan daha aşağısı var ne de buradan kendi gücünüzle çıkmanız mümkün. Buradan insanı ancak Efendimizin eli çıkarabilir."

Frankistlerin sahici imana “Tevrat ihlâl edilmeden ulaşılamayacağı” düşüncesi, zaman içinde başta politika olmak üzere hayatın diğer alanlarına da sıçrıyor. Geçmişi bir kalemde silecek dünya çapında bir ihtilâlin hayalini kurmaya başlıyorlar. Frankistlerin elleriyle gerçekleşecek "kıyamet"in sonunda açılacak tertemiz sayfada insanlık yeniden doğacaktır. Öyleyse, kutsal kitaplarda kıyameti getireceği söylenen her türlü günaha bulaşıyorlar ki, dünya bir an önce batsın. Batsın ve yeniden kurulabilsin. Yakup Frank, 1726-1791 yılları arasında yaşamış. Balkanları dolaşmış, diğer Sabetaycılarla istişare etmiş, beklentileri cevaplamaya karar vermiş, kendisini Mesih ilân etmiş. Doğu Ortodoksluğunu zayıflatmayı uman Katolikler, Frankistleri himayeleri altına almışlar, buna karşın Frankistler de vaftiz gibi bazı Hıristiyan usullerini benimsemişler. Hatta Jacob Frank'ın kendisi Varşova'da vaftiz olmuş. Kirvesi, Polonya Kralı Üçüncü Augustus. Ancak, Tevrat muhalefetleri cinsel sapıklıkların da ibadetten sayıldığı noktaya gelince Kutsal Engizisyon bunlara daha fazla tahammül edememiş, bu arada "Baron" unvanı ile de taltif edilmiş olan Frank'ı, on üç yıl kalacağı bir kaleye hapsetmişler. Polonya'nın Ruslar tarafından işgali kurtuluşu olmuş; ama ülkesine dönmemiş, gitmiş Almanya'ya yerleşmiş, orada ölmüş. Daha hayattayken, müridlerinin bir kısmı topluca din değiştirmişler. Bu defa Müslüman değil, Katolik olmuşlar. 1789.

Evrensel kurtuluş/salâh düşüncesinin Mezopotamya'ya, İran-Hindistan aksından yayıldığına inanılıyor. Dünyanın cennete dönüşmesinin ancak kıyamet boyutlarında bir faciadan sonra mümkün olacağı şeklindeki vahiy kökenli mesihîlik doktrini, Marksizm'in de özü. "Oyunun birinci perdesi, İran'da oynandı. İkinci perde, Mezopotamya'da, Daniel peygamber, Yahudileri "iyilik" cephesine yazdığı zaman. Üçüncü perdede, Frankistler gibi birtakım fanatik Yahudi tarikatlarının kıyameti beklemektense hızlandırmak, Mesih'in bir an önce gelmesini sağlamak için uğraştıklarını gördük. Dördüncü perdeyi, Karl Marks açtı, oyunu kitlelerin anlayacağı şekilde popülerize etti. Komünistler, dünyanın sonunun gelmesini bekleyen milenyumculardan bir adım önce geçtiler, kıyameti gerçekleştirmek için ellerinden geleni ardlarına koymadılar," deniyor.

Nitekim, Marks'ın editörü olduğu Neue Rheinische'nin son sayısını kırmızı mürekkeple basmasının nedeni, Frankistlerin Almanya'da yayınladıkları "Kızıl Risale" başlıklı bildirinin de kırmızı mürekkeple basılmış olmasıymış. Marks, o bildiriye gönderme yapıyormuş. Yeni Dünya Düzeni'ne bir de bu gözle bakınca, insan irkiliyor! (2004)

(1) Gershom Scholem, The Messianic Idea in Judaism, Schocken Books, New York, 1971, s. 77.

 
 DİĞER MAKALELER
EYLÜL 2011
• 
EYLÜL 2008
AĞUSTOS 2008
TEMMUZ 2008
• 
• ALMANYA
• HİTLER
HAZİRAN 2008
• 
MAYIS 2008
• 
NİSAN 2008
MART 2008
• 
ŞUBAT 2008
OCAK 2008
• AÇMAZ
ARALIK 2007
KASIM 2007
EKİM 2007
EYLÜL 2007
AĞUSTOS 2007
NİSAN 2007
MART 2007
ŞUBAT 2007
OCAK 2007
ARALIK 2006
KASIM 2006
MAYIS 2006
NİSAN 2006
ŞUBAT 2006
OCAK 2006
ARALIK 2005
EKİM 2005
EYLÜL 2005
• ÖCÜ!
AĞUSTOS 2005
TEMMUZ 2005
HAZİRAN 2005
MAYIS 2005
NİSAN 2005
MART 2005
ŞUBAT 2005
OCAK 2005
ARALIK 2004
KASIM 2004
EKİM 2004
EYLÜL 2004
AĞUSTOS 2004
TEMMUZ 2004
HAZİRAN 2004
MAYIS 2004
• GÂVUR
NİSAN 2004
MART 2004
ŞUBAT 2004
OCAK 2004
EKİM 2003
EYLÜL 2003
AĞUSTOS 2003
TEMMUZ 2003
MAYIS 2003
NİSAN 2003
MART 2003
ŞUBAT 2003
OCAK 2003
ARALIK 2002
KASIM 2002
EKİM 2002
EYLÜL 2002
AĞUSTOS 2002
TEMMUZ 2002
• ABANT
HAZİRAN 2002
MAYIS 2002
NİSAN 2002
MART 2002
ŞUBAT 2002
OCAK 2002
ARALIK 2001

 BEĞENDİKLERİM
Alev Alatly